2020 SIFIRLANMA ZAMANI

Gökyüzünde Oğlak burcunda çok yoğun enerjiler var. Karmanın efendisi Satürn ile yeraltı konuları, ölüm, yeniden doğma ve güç gibi kavramları anlatan Plüton bugün Oğlak burcunda tam kavuşum yapıyor. Bu tarihten sonra artık dünyamızda hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Hem dış dünyamızda, hem iç dünyamızda…

Bu gökyüzü olayı kitlesel olarak da bir çok etki barındırıyor. Aslında bir nevi küresel olarak sıfırlanıp tazeleneceğimiz bir zaman başlıyor.

Oğlak burcu genel anlamda devletleri, kemikleşmiş yapıları temsil eder. Bu burçtaki en önemli aktörlerden birisi olan Satürn kötücül etkiye sahip bir gezegendir ve artık işlevselliği bitmiş, sisteme hizmet etmeyen, eskiyen yapıları yıkıp yeniden yapılandırır. Diğer aktör Plüton ise daha kötücül bir gezegendir. Yunan mitolojisinde ölülere hükmeden yer altı tanrısı  Hades olarak geçen Plüton, modern astrolojiye göre Akrep burcunu yönetir. Akrep, doğası gereği ölüm teması ile çok ilişkilidir. Aynı zamanda yine mitolojide adı geçen zümrüd-ü anka kuşuyla da ilişkilidir. Hikayeye göre yaşamın sırrına varmış, bilge anka kuşu, ölümünün yaklaştığını hissettiği zaman kendisine kuru dallardan bir yuva yapar. Daha sonra güneş ışınlarının dalları yakmasını bekleyerek yuvasının içinde ölür ve küllerinden yeniden doğar. Bir jenerasyon gezegeni olan Plüton’un da böyle bir etkisi vardır. Haritamızda Plüton hangi evdeyse o alanda çok büyük psikolojik, içsel ölümler geçirip, güçlenerek küllerimizden yeniden doğarız adeta…

Tekrar konumuza dönersek;  Satürn ve Plüton her burçta genelde 33 senede bir kavuşum yapar. Ancak bu kavuşumun Oğlak burcunda olması ve sahnede Jüpiter’in de olması ayrı bir önem taşıyor. Çünkü bu gökyüzü olayının aynısı en son (milattan önce) M.Ö.1894 yılında gerçekleşmiş ve Babil krallığı kurulmuş.  Yani geçmiş kavuşumlara baktığımızda dünyada dengelerin değişip, krallıkların yıkılıp yenilerinin kurulduğu zamanlara ait hikayeler okuyoruz. Yakın geçmişte bu kavuşumun denk geldiği tarihlere baktığımızda, ülkeler için bir çok sayfanın kapanıp yeni sayfaların açıldığını görüyoruz. 1. ve 2.Dünya savaşı, ikiz kulelere yapılan saldırılar, bir çok siyasi suikastler, doğal afetlerin yol açtığı yıkımlar örnek olarak verilebilir. Avustralya’da Eylül ayından bu yana devam eden yangınlar bu doğa olaylarının bir örneği oldu maalesef.. Ocak ayının başında İran ve ABD arasında oluşan gerilimler de devletler açısından sonun başlangıcı niteliğinde bir süreçte olunduğunu gösteriyor.

Felaket tellallığı yapmak istemiyorum ancak bizler sonuç itibariyle doğaya çok da iyi davranmadık. Ve Satürn bunun bedelini ödetecektir diye düşünüyorum. Ayrıca normalde astrolojideki en sevilen gezegen olan Jüpiter’in bu alandan geçiyor olması yaşanacak olaylara büyüteç etkisi verecektir. Çünkü Jüpiter düşük bir burçta olduğu için iyicil olan etkisini çok da ortaya çıkartamayacaktır.

Dünyamız ilginç olaylara gebe.. Doğum sancıları hala devam ediyor. Peki neler mi doğacak: Yeni devletler doğacak, bir çok sarsılmaz dediğimiz dünya devi şirketlerin iflaslarını duyacağız, doğal afetler (depremler, yangınlar, seller vb) yeryüzünü yeniden şekillendirecek, maddeye bakış açımız değişecek, dijital para sistemleri çok daha ön planda olacak, devletler kendi dijital paralarını basacaklar. Aslında kısaca kapitalizmin sonu gelecek ve yeni ekonomik sistemlere geçeceğiz diyebiliriz. Tabi bunlar dünden bu güne hemen olacak şeyler değil. Zamana yayılacak ve bizler de bir şekilde uyum sağlayacağız. Ancak her ne olacaksa bütünün hayrına olacaktır.

Bireysel anlamda ise,  haritanızda Oğlak burcu hangi evinize denk geliyorsa o yaşam alanınızda bir sıfırlanma söz konusu olacaktır.  Artık yaşamlarımızda sahici olmayan, yolculuğunuza hizmet etmeyen her şey yıkılacaktır. Bunlar gerçek sevgi ile bağlı olmadığımız her şey olabilir; Sosyal statümüz, maddi kaynaklarımız, bağımlılıkla yürüttüğümüz ilişkilerimiz, bağımlı olduğumuz her türlü duygu ve düşüncelerimiz, en önemlisi ise “kendi”miz olabilir.

İçimizde bazı yapılar yıkılırken kendimizi daha duygusuz, daha sevgisiz, sabırsız, değersiz hissedebiliriz. Bunları fark etmek ve kalıcı olmadığını bilmek çok önemli. Bu noktada aklıma Stephen C.Parkhill’in bir sözü geliyor:

“Sevgi, kendisi gibi olmayan her şeyi ortaya çıkarır ve iyileştirir”

Dünyanın yeni döngüsü iyileşmelere vesile olsun…